Bulgaristan’ın Filibe (Plovdiv) yakınlarındaki Kuklen Köyü’nde doğdu. Ortaokulu bitirdikten sonra Kırcaali Türk Pedagoji Okulu’na devama başladı ve Razgrat Türk Pedagojisi’nde tamamladı. Kısa bir süre Sofya Üniversitesi’nin Türk Filolojisi bölümüne devam etti, fakat bazı nedenler yüzünden tahsilini bitiremedi.
Öğretmen oldu. Bir süre Yeni Işık Gazetesi’nin sancak muhabirliğini yaptı ise de gazetecilerle yıldızı barışmadı. Bir gün denizde bir Türk çocuğunun bir Bulgar çocuğunu boğulmaktan kurtarması olayı üstüne yazdığı bir muhabere, baş redaktörün, “Hayır, Türk çocuğu,Bulgar çocuğunu değil, Bulgar çocuğu Türk çocuğunu kurtarmıştır, bu böyle olmaz...” diye ayak diremesi üzerine Recep’e karşı kötü bir tutum başladı ve şairin abartmalara karşı, yalan ve sahtekarlıklara, gerçeği ters göstermelere düşman kesilmesi sonucu neden sonra görevinden azledildi.
İşsiz kaldı uzun süre. Bir aralık Burgaz’da bir sabun fabrikasında çalışmaya başladı ise de orada da tutunamadı. İlerici görüşleri ve aydın düşünceleri yüzünden 26 Nisan 1976 tarihinde bilinmeyen kişiler tarafından Varna şehrinde ölümüne gidildi. Mezarı Burgaz’dadır...
Son elli yıl içinde,Bulgaristan Türk edebiyatının yetiştirdiği parlak simalardan Recep Küpçü, özgün bir şairdir. Şiirlerinin temel dokusu, Türk halkına yapılan hakaretlerin son noktasına geldiğini duyurmak, insan haklarını savunmak, uluslararası platformda barış ve kardeşliktir. O, edebiyata yeni hisler getirdi, aklın nefretten üstün olduğunu gösterdi. İnsan onurunu ayaklar altına alan totaliter rejimin Bulgaristan Türklerine nelere mal olduğunu sergiledi. Yeni nesli sürekli olarak uyanık tuttu.
Recep, ilk yıllarda Türklere karşı ılımlı davranan, aslında ise arkasında ölümcül hançerler gizleyen totaliter rejim kafalarının tutarsızlıklarını, düzensizliklerini, uyduruklarını, ilk sezenlerdendir. O, sanatın gücüyle türlü imajlar kullanarak, karaya ak demek isteyenlerin kötü niyetlerini açığa vurdu, attığı taşlarla birçok başlar yarıldı.
Recep’in yürüdüğü yol engebeli ve dikti. Uzaklarda mor mor görünen bir dağ zirvesi vardı ki, mutlaka aşılmalıydı. Şairin dediğince yürümek, yılmadan yürümek gerekliydi. Recep, Hasbihal şiirinde, gerçek bir insan kalbi taşıyanları bu yolu yürümeye davet eder. Onlara güvence verir. Susuzlara su, açlara fındık, çilek vaat eder. Bazen çocuksu hayallerle yaşar. Güzelliklerin uzağı güzeldir şairin görüşünde.
Küpçü’nün iyiliğe, güzele olan bu inancı didik didik parçalanmak istendi, fakat olmadı. Recep vurdu ağır yılları sırtına ve arkadaşlarını da arkasına takarak yürüdü ve yürüdükçe gönlü açıldı. En sönük kalplerde bile sevgi olduğunu gördü. Bu inancı alevlendirdi ve hayattaki doğruları gösterdi.
Yaşamanın en yüce anlamı fakat
İnsanlığı yitirmemek elden...
Recep Küpçü, düşüncelerinde özgür, güzelliği savunma yeteneği olan bir şairdir ki, gösterilen yere gitmez, kendi isteğiyle koyulur yola ve bilmediği yerlere doğru yürür, hem de pusulasız, görüp öğrenmek, yorulmak sevdasıyla...
İşine kimsenin karışmasını istemez, nereye gittiğini bilir...
Recep Küpçü, herhangi bir ekolden öğrenmiş olan bir şair değildir.